Ataköy 7-8-9-10 Mah. D-100 Güney Yanyolu Nef 22 E Blok 9. Kat D:145 Bakırköy / İSTANBUL Tel : +905356887527
trende

İcra hukuku genel bilgiler

23.03.2022
385
İcra hukuku genel bilgiler

İstanbul da faaliyet gösteren Alp&Ser Hukuk Bürosu, müvekkillerimizin alacaklarının takibi, ihtiyati haciz, satış ve buna ilişkin tasarrufun iptali, ipotek terkini, menfi tespit, istirdat vs. tüm davalarda gerekli hizmeti etkin bir şekilde vermektedir.

İCRA TAKİP TÜRLERİ

İlamsız Takip Türleri

İlamsız icra, sadece para ve teminat alacakları hakkında başvurulabilen bir takip yoludur. Alacaklının alacağı bir para veya teminat alacağı ise, alacaklı dava açmadan doğrudan icra mahkemesine başvurarak ilamsız icra takibi başlatabilir. Alacağı ilam ya da ilam niteliğinde bir belge ile tespit edilmiş alacaklılar ilamsız takip yoluna başvuramazlar. Bu alacaklılar ilamlı takip yoluna başvurmalıdır. Yargıtay, alacağı ilam ya da ilam niteliğinde belge ile tespit edilmiş alacaklıların ilamsız takip yoluna  başvurmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna karar vermiştir. Alacağın konusu para ya da teminat alacağı dışında başka bir şey ise o zaman ilamsız icra yoluna başvurmak mümkün olmayıp, alacaklı öncelikle bir dava açarak alacaklı olduğunu gösterir bir ilam elde etmeli ve bu ilam ile ilamlı icra takibi yapmalıdır. İlamsız icra ;

  • Genel haciz yolu,
  • Kambiyo senetlerine göre haciz yolu,
  • Kiralanan taşınmazların ilamsız tahliyesi,
  • Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip,

olmak üzere dört şekilde karşımıza çıkar.

İcra dairelerinin yetkisine ilişkin genel düzenleme İcra ve İflas Kanunu’nun 50’nci maddesinde yer almaktadır. Bu hüküm yetki kuralları bakımından mahkemelerin yetkisine ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin kıyasen icra daireleri hakkında da uygulanacağına işaret etmektedir. Bu hüküm çerçevesinde, icra takibinin başlatılacağı genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir. Genel yetki kuralının yanı sıra, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 8 ila 18 arasında öngörülen bazı özel yetki kuralları da mevcuttur. Bu özel yetki kurallarından bazılarının niteliği gereği icra dairelerinin yetkisi hakkında uygulanması mümkün değilken, bazılarının mümkündür. İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmadığından icra dairesi yetkili olup olmadığını kendiliğinden gözetemez. Bu halde borçlunun yetki itirazında bulunması gerekir. Taraflar yetki sözleşmesi ile yetkili olmayan bir icra dairesini de yetkili hale getirebilirler. Hukuk Muhakemeler Kanunu’nun kabul ettiği yetki sözleşmesi menfi yetki sözleşmesidir. Buna göre taraflar yetki sözleşmesinde kararlaştırdıkları icra dairesi dışında diğer genel ve özel yetkili icra dairelerinde takip yapamazlar. Alacaklının genel ya da özel yetkili icra dairelerinden veya yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan icra dairesinden başka bir icra dairesinden takip başlatması halinde, borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yetki itirazında bulunmalıdır. Borçlu sadece yetki itirazında bulunabileceği gibi, imzaya itiraz ile birlikte ya da borca itiraz ile birlikte yetki itirazında bulunabilir. İtiraz takibi durdurur.

İcra mahkemeleri, kendilerine  Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca bağlanan icra dairelerinin işlemlerine yönelik şikayet ve itirazları incelemekle görevlidir. Dolayısı ile icra dairelerinin yetkisi, kendisine bağlanmış icra veya iflas dairelerine göre belirlenir. İcra dairelerinin bu yetkisi kesindir.

İcra ve iflas işlemlerinde görevli genel mahkemelerin yetkisi HMK’ya göre belirlenir. Ancak, borçtan kurtulma veya menfi tespit davalarında olduğu gibi İcra ve iflas Kanunu’nda düzenlenmiş özel yetki halleri de vardır. Bu hallerde borçlu alacaklıya karşı takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açabilir. HMK’da öngörülen istisnalara hariç genel mahkemelerin yetkisi kesindir.

İlamlı Takip Türleri

1)Çocuk Teslimine ve Çocukla Şahsi İlişki Kurulmasına Dair İlamların İcrası

Çocuk Teslimine Dair İlamların İcrası Çocuk teslimi hakkındaki ilamın ya da ara kararın gereğini yerine getirmeyen ya da bu kararın infazını engelleyen kişi lehine hüküm verilmiş kişinin icra mahkemesine müracaatı ile tazyik hapsine mahkûm edilir (İİK m.341/c.1).

Çocuk teslimi hakkındaki ilamın ilamlı icra takip yoluyla icrasının sağlanabilmesi için kararın kesinleşmesi şarttır. 62 İcra emrini tebliğ alan borçlu yedi gün içinde çocuğu teslim etmezse, icra müdürü çocuğu zorla alıp alacaklıya teslim edecektir (İİK m.25/1).

Çocuk alacaklıya teslim edildikten sonra borçlunun haklı bir sebebe dayanmaksızın çocuğu tekrar alması halinde icra müdürü çocuğu borçlunun elinden zorla alarak alacaklıya teslim eder (İİK m.25/2). Çocuk tesliminin icrası sırasında icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması gereklidir (İİK m.25/b)

Çocukla Şahsi İlişki Kurulmasına Dair İlamların İcrası Bu nitelikteki ilamların icra edilebilmesi için de kesinleşmesi şarttır. Borçlu icra emrine riayet etmezse ilam hükmü icra müdürü tarafından zorla yerine getirilir (İİK m.25/a,2).

Çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrasında mutlaka icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog ya da çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması gerekir (İİK m.25/b).

2)Menkul Teslimine Dair İlamların İcrası

Bir taşınırın teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince, icra memuru bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder (İİK m.24/1).

İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa temsilcilerinin adları ve soyadları ile şöhret ve yerleşim yerleri hükmü veren mahkemenin ismi ve hükmolunun şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iade-i muhakeme yoluyla ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır (İİK m.24/2).

Borçlu, bu emri hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır veya misli yedinde bulunursa elinden zorla alınıp alacaklıya verilir (İİK m.24/3).

Yedinde bulunmazsa taşınırın ilamda yazılı değeri alınır. Borçlu bu miktar parayı vermezse, ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın borçludan haciz yoluyla tahsil olunur. Taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur (İİK m.24/4).

Hükmolunan taşınırın değeri, borsa veya ticaret odalarından, olmayan yerlerde icra memuru tarafından seçilecek bilirkişiden sorulup alınacak cevaba göre tayin edilir. İlgililerin bu hususta icra mahkemesine şikâyet hakları vardır (İİK m.24/5).

3)Taşınmazların Tahliye ve Teslimine Dair İlamların İcrası

Taşınmazların tahliye ve teslimine ilişkin ilamların icrası açısından taşınmazın borçlunun elinde ya da üçüncü kişinin elinde olmasına göre farklı hükümler düzenlenmiştir. Buna göre İİK m.26 uyarınca taşınmazın borçlu elinde olması halinde bu taşınmazın tahliye 63 ve teslimine dair icra emrinin borçluya tebliği ve borçlunun yedi gün içinde taşınmazı tahliye ya da teslim etmesi emredilir. İcra emrini tebliğ almış olan borçlunun İİK m.26/2 uyarınca bu emre riayet etmemesi halinde, taşınmazın tahliye ve teslimine dair ilam icra dairesi tarafından zorla uygulanacaktır. İlamlı icra takibi ile tahliye ve teslimi talep edilen taşınmazın üçüncü kişi elinde bulunması halinde taşınmaz üçüncü bir kişi tarafından davadan sonra ve hükümden evvel, yani dava derdest iken, tapuya tescil edilmiş bir sözleşmeye müsteniden işgal ediliyorsa, alacaklı borçlunun o şahsa karşı sahip olduğu hakları kazanır (İİK m.27). Eğer alacaklı borçlunun üçüncü kişiye karşı sahip olduğu haklardan istifade etmek istemiyorsa borçluya karşı tazminat davası açabilme imkânına sahiptir.

4) Bir İşin Yapılmasına veya Yapılmamasına İlişkin Olan İlamların İcrası

Bir işin yapılmasına ya da yapılmamasına ilişkin bir ilamın icra dairesine sunulması halinde icra müdürü borçluya ilamda belirtilen süre içinde o işi yapmayı emredecektir. Eğer ilamda o işin yapılmasına ilişkin bir süre belirlenmemişse icra müdürü işin niteliğine göre işe başlama ve işi bitirme süresini belirleyerek işin yapılmasını emreder (İİK m.30/1).

İcra emrini tebliğ alan borçlu, belirlenen süre içinde işe başlamaz ya da bitirmezse ve eğer o iş üçüncü bir kişi tarafından yapılabilecek bir iş ise, icra müdürü alacaklının rızasını da alarak işin yapılması için gereken masrafı bilirkişi eli ile tespit ettirilir. Tespit ettirilen bu masrafı alacaklının vermesi kaydıyla iş üçüncü kişiye yaptırılır. Bu durumda alacaklının üçüncü kişiye masraf karşılığında yaptırılmış iş için ödemiş olduğu para yargılama konusu yapılmaksızın doğrudan üçüncü kişiden talep edilebilir. Eğer alacaklı, bilirkişi tarafından tespit edilecek masrafı ödeyerek üçüncü kişinin ilam konusu işi yapmasına rıza göstermezse bu durumda icra müdürü borçlunun yeterli miktarda malını haczederek paraya çevirir ve o iş yaptırılır. İcra emri bir işin yapılmamasına ilişkin ise, borçlu, İİK m.343’teki ceza da ihtar edilerek o işin yapılmaması tebliğ edilir (İİK m.30/3).

Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilâm hükmü yerine getirildikten sonra borçlu, ilâm hükmünü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunursa, mahkemeden ayrıca hüküm almaya gerek kalmadan, önceki ilâm hükmü tekrar zorla yerine getirilir (İİK m.30/4).

5)İrtifak Haklarına İlişkin İlamlar

Bir irtifak hakkının kaldırılmasına ya da bir irtifak hakkının yüklenilmesine ilişkin ilam, icra müdürü tarafından borçluya yedi gün süreli bir icra emri sureti ile tebliğ edilir. Borçlunun icra emrini yerine getirmemesi halinde bu ilam hükmü icra dairesi tarafından zorla icra edilir (İİK m.31).

     İHTİYATİ HACİZ NEDİR?

İhtiyati haciz, bir para alacağının zamanında ödenmesinin garanti altına alınması amacıyla, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden, geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz müessesi, İİK’nun 257-268 maddelerinde düzenlenmiştir. Alacaklı, borçlunun borcunu zamanı geldiğinde ödemeyeceğini düşünüyorsa, dava veya icra takibi açmadan hızlı bir şekilde borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurabilir. İhtiyati haciz ile birlikte, borçlunun mallarını üçüncü kişilere devretmesi engellenmiş olur. Buradaki amaç, kötü niyetli borçluların mal kaçırarak alacaklıları zarara uğratmasının önüne geçebilmektir.

İhtiyati Haczin Konusu Nedir?

İhtiyati haciz, vadesi gelmiş hatta bazı durumlarda vadesi gelmemiş para borcu için istenebilir. Ayrıca bu para borcunun rehinle temin edilmemiş olması da gereklidir. Yani para borcundan başka borçlar için ihtiyati haciz istenemeyecektir. Rehinle temin edilmemiş para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve haklarını ihtiyaten haczettirebilir (İİK m.257/1)

İhtiyati Haczin Şartları Nelerdir?

  • Alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması gereklidir.
  • Kural olarak vadesi gelmiş bir alacak bulunmalıdır.
  • Alacağın paraca alacağı olması gereklidir.
  • Alacağa ilişkin ve ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin bulunması gereklidir.
  • İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklının mahkemeye teminat yatırması gereklidir. Ancak alacak bir ilama dayanıyorsa teminat yatırılmasına gerek yoktur.

Vadesi Gelmemiş Alacak İçin İhtiyati Haciz İstenebilir Mi?

Kural olarak vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenemiyor olsa da belirli şartların oluşması halinde ihtiyati haciz istenebilmektedir. Bu şartların neler olduğu İİK’nun 257. maddesinin 2. fıkrasında sayılmıştır.

  • Borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa,
  • Borçlu, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanıyor ise,
  • Borçlu, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçmaya hazırlanıyor veya kaçmış ise,
  • Borçlunun, alacaklının haklarını ihlal eden hileli işleri ispat edilirse,

mahkeme bu sebeplerden birine dayanarak ihtiyati haciz kararı verebilir.

Bu sebeplerle borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulursa, borç yalnız borçlu hakkında muaccel hale gelir (İİK m.257/3).

İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Arasındaki Farklar Nelerdir?

-İhtiyati haciz sadece para alacakları için söz konusu iken ihtiyati tedbir para dışındaki mal, hak ve diğer talepleri de kapsar.

-İhtiyati tedbirin tamamlanması sadece dava yolu ile mümkünken, ihtiyati haczin tamamlanması -için dava veya takip açılabilir.

-İhtiyati haciz, para alacağı için güvence sağlarken ihtiyati tedbir önleyici mahiyetindedir.

-İhtiyati haczin yerine getirilmesi 10 gün içinde icra dairesinden istenirken, ihtiyati tedbirin yerine getirilmesi 1 hafta içinde istenmelidir.

İhtiyati Haciz Kararı

İhtiyati haciz, bir dilekçeyle borcun niteliğine göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinden istenir. Alacaklı, alacağı ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı hakkında delilleri mahkemeye sunmaya mecburdur (İİK m.258/1)Mahkeme her iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir (İİK m.258/2). Uygulamada genellikle borçluyu dinlemeden (duruşma yapılmaksızın) karar verildiği görülmektedir. İhtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir (İİK m.258/3).

İhtiyati Haciz Kararının Yerine Getirilmesi

Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde kararın yerine getirilmesi icra dairesinden istemelidir. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (İİK m.261/1). İhtiyati haciz kararının yerine getirilmesi, kararı veren mahkemenin yargı çevresinin bulunduğu yerdeki icra dairesinden istenmelidir.

İhtiyati Haciz Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?

Borçlu, kendisinin bulunduğu hacizlerde haczin yapıldığı, aksi durumda haciz tutanağının  kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde ihtiyati haciz kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Borçlu, mahkemenin yetkisine, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere ve teminata karşı itiraz edebilir.İhtiyati haciz sebebiyle zarara uğrayan üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir (İİK m.265/2).

                                                      İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

 İİK. 67/I -III, V maddesinde düzenlenmiş bulunan “itirazın iptali” davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. Alacaklı, elindeki itirazın iptalini içeren ilâmı kesinleşmesini beklemeden haciz işlemi tatbik edebilecektir. Mevcut ilamı davacı alacaklı icra müdürlüğüne ibraz ederek borçluya yeni bir icra emri tebliğ ettirebilecektir.

– İtirazın iptal davasının koşulları:

İtirazın iptali davası açılabilmesi için ve bu dava “itiraz üzerine duran icra takibinin devamına sağlamak” amacını güttüğünden;

a)Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.

İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.

b)Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan geçerli bir itiraz bulunmalıdır.

c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir.

İcra İnkar Tazminatı

İtirazın iptali davasının sonucunda, borçlunun haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, -diğer tarafın istemi üzerine- itiraz konusu alacağın %20‟ sinden az olmamak üzere tazminat ödemek zorunda bırakılır. 538 sayılı Kanun ile 1965 yılında yapılan değişiklik sonucunda bu tazminata borçlu lehine de hükmedilmesi sağlanmıştır. Bunu sağlamaktaki maksat da, “haksız ve kötü niyetle yapılacak icra takiplerinin önüne geçmektir.

1)Alacaklı lehine tazminat koşulları;

-İcra inkâr tazminatına, “itirazın iptali” için, -itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren- 1 yıl içinde, mahkemeye başvurulması halinde hükmedilir.

-İcra inkâr tazminatına ancak, borçlu hakkında geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmışsa hükmedilir.

-Borçlunun süresi içinde icra dairesine itiraz ederek durdurduğu takiplerle ilgili itirazın iptali davası sonucunda, inkâr tazminatına hükmedilebilir.

-İnkâr tazminatına hükmedebilmek için, alacaklının dava dilekçesinde, borçlunun ise; cevap dilekçesinde bu konuda istekte bulunmuş olması gerekir.

Yargıtay’ımızın bu konuya ilişkin kararları da birbiri ile çelişkilidir. Gerçekten, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -19.4.1995 T. 12- 296/404 sayılı kararında – “icra inkar tazminatı talep edebilmek için kanunda bir süre öngörülmediğinden, bu talebin yargılamanın her aşamasında -iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan- ileri sürülebileceğini belirtmişken; bu karardan sonra kimi Yargıtay Daireleri de dava (cevap) dilekçesinde ileri sürülmeyen inkar tazminatı talebinin daha sonra ileri sürülmesinin, iddianın (savunmanın) genişletilmesi yasağına tabi olduğunu ısrarla belirtmeye devam etmişlerdir.

-Alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, “borçlunun itirazının haksızlığına” karar vermiş olması gerekir.

Doktrinde borçlunun, likit bir alacağa itirazının, bu alacak senede bağlanmamış bile olsa, “haksız” sayılacağı belirtilmiştir. Miktarı belirli ya da belirlenebilir olan ve bunun için mahkeme kararına gerek göstermeyen alacak, LİKİT bir alacaktır. Örneğin; bir “satım”, “ödünç” sözleşmesine dayanan alacak istekleri, likit niteliktedir. Borçlu, yapmış olduğu bu sözleşmeler gereğince ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumdadır. Buna karşın, “haksız fıile dayanan bir tazminat istemi karşısında, borçlu ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda değildir. Tarafların anlaşmaması halinde, zarar mahkemece belirlenecektir. Bu nedenle, borçlunun, haksız fiil nedeniyle tazminat alacağı konusunda gönderilen ödeme emrine itirazı haksız sayılmaz, mahkemece alacaklının alacak istemi haklı bulunsa bile, borçlu itirazında haksız sayılamayacağı için, inkâr tazminatına hükmedilemez.

-Alacaklı yararına inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun kötüniyetli olması şart değildir.

2)Borçlu yararına icra inkâr tazminatı koşulları;

– Alacaklının “takibinde haksız ve kötüniyetli” olması gerekir.

 – Alacaklının açtığı itirazın iptali davası kısmen ya da tamamen reddedilmiş olmalıdır.

-Davalı-borçlu tarafından cevap dilekçesinde lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmalıdır.

“itirazın iptali” davalarında verilen yerel mahkeme kararları Yargıtay‟ın farklı Dairelerince incelendiğinden, tazminat oranının hangi tarihten itibaren %20 olarak uygulanacağı konusunda farklı uygulamalar ortaya çıkmıştır. Yabancı para alacağına dayalı takiplerde, borca itiraz üzerine açılacak itirazın iptali davası sonucunda, %20 tazminata yabancı para üzerinden değil, takip konusu yabancı paranın takip tarihindeki döviz satış kuruna göre Türk parası karşılığı üzerinden hükmedilir. Fonun taraf olduğu itirazın iptali davası sonucunda fon aleyhine inkar tazminatına hükmedilemez.

                                                     İtirazın İptali Davasında Görev ve Yetki

Davada görev ve yetki  HMK genel hükümlerine göre çözülecektir. Adli yargı uyuşmazlıkları görev sınırıdır.

Yüksek mahkeme;

-“Taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu taşınmazın „mesken‟ niteliğinde olduğu ve 4077 sayılı Yasada tanımlandığı şekilde, davalı yüklenicinin satıcı, davacı alıcının „tüketici‟ olduğu anlaşıldığından, itirazın iptali davasının genel mahkeme yerine tüketici mahkemesinde görülmesi gerekeceğini”

 -“Görev ve yetki uyuşmazlığının birlikte bulunması halinde, öncelikle görev uyuşmazlığının çözümlenmesi gerekeceğini”247 -“Türk Telekom ile abonesi arasındaki uyuşmazlıklarda, tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu”

 -Tüketici kredisinden (ve banka kredi kartı kullanımından) kaynaklanan itirazın iptali davalarına tüketici mahkemelerinde bakılacağını”

-“İGDAŞ ile abone arasındaki ilişkinin mal ve hizmet tüketimiyle ilgili olması nedeniyle, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinde çözümleneceğini” belirtmiştir.

                                MENFİ TESPİT DAVASI AÇMA KOŞULLARI NELERDİR*

İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davası

Borçlunun icra takibinden önce menfi tespit davası açabilmesi için, aleyhine icra takibi yapılacağı yönünde ciddi bir tehdidin varlığı gerekir. Bu ciddi tehdit karşımıza alacaklının elinde, borçlu aleyhine bir belge olarak çıkabilir.

Borçlu, alacaklıda bulunan senedin hükümsüzlüğü, vadesinin gelmemiş olduğunu, karşılıksız kaldığını, bedeli nakden alınmıştır kaydını taşımasına rağmen böyle bir bedel alınmadan bononun verildiğini, bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını vs. ileri sürebilir. Hata, hile, korkutma sonucu verilmiş senetler için de menfi tespit davası açılabilir. Ödeme emrine itiraz süresi (tebliğden itibaren 7 gün) içinde zamanaşımı savunmasında bulunmamış bir borçlu daha sonra buna dayanarak menfi tespit davası açamaz.

Borçlu menfi tespit davası açtıktan sonra alacaklı icra takibine girişebilir. Tek başına menfi tespit davasının açılması icrayı durdurmaz. Ancak mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Yüzde on beş oranı asgari tutar olup mahkeme daha fazla oranda teminat yatırılmasına da karar verebilir. Bu ihtiyati tedbir kararı teminat gösterildi diye mutlaka verilecek değildir. Kanunda ‘verebilir’ denilerek hâkime takdir yetkisi tanınmıştır. Uygulamada genellikle borçlunun kötü niyetli olarak sırf takibi geciktirmek için açtığı menfi tespit davalarında tedbir kararının verilmemesi gündeme gelebilmektedir.

İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davası

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Ancak takipten önce açılan davadan farklı olarak mahkeme takibin durdurulmasına da karar veremez. Çünkü bu durumda karine davacının icra takibini sürüncemede bırakmak için menfi tespit davasını açmasıdır.

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası her ne kadar icra takibini durduramasa da, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Görüldüğü üzere para icra veznesine girene kadar mahkemenin takibe bir etkisi yoktur. Teminatın alınmasının nedeni alacaklının alacağı geç tahsil etmesinden doğan masraf ve zararları karşılamaktır.

Tasarrafun İptali Davası Nedir?

Alacağını icra takibi yoluyla borçludan tahsil edemeyen alacaklının, borçlunun son 5 yıl içerisinde gayrimenkul veya menkul mallarına ilişkin mal kaçırmak saiki ile yapmış olduğu tasarruflarını iptal etmek amacıyla, borçluya ve malı devralan üçüncü kişiye karşı açtığı bir dava türüdür.

Tasarrufun İptali Davalarında Taraflar Kimlerdir?

İptal davasının “kimler tarafından” açılabileceği, İİK. Mad. 277’de, “kimlere karşı” açılabileceği ise İİK. Mad. 282’de düzenlenmiştir. Tasarrufun İptali davalarında en az üç taraf mevcut olup, alacağını icra takibi ile tahsil edemeyen ve borçlu hakkında aciz vesikası alan alacaklı davacı sıfatına sahip olur. Alacaklıdan mal kaçırma saiki ile hareket ederek mallarını devreden borçlu kişi ise davalı sıfatı ile yer almaktadır. Tasarrufun iptali davasına konu edilen malı elinde bulunduran ve davalı borçlu ile aralarında mal devir işlemi yapan üçüncü kişi ise davalı üçüncü kişi/davalı olarak davada muhatap olmaktadır.

Tasarrufun İptali Davasının Şartları

a) Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için, öncelikle alacaklı ile borçlu arasında gerçek bir borç ilişkisi mevcut olmalıdır. Tasarrufun iptali davası, borçluya ve malı borçludan devralan üçüncü kişiye karşı açılacağından, bu şekilde üçüncü kişinin hukuki güvenliği korunmak istenmiştir. Davacı alacaklı ile davalı borçlu arasında doğan borç ilişkisi gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmıyorsa buna bağlı tasarrufun iptali davası açılamaz.

b) Borçlu hakkında kati veya geçici aciz vesikasının olması gerekir; icra takibi konusu edilen alacağın borçlusu hakkında aciz vesikasının alınması gerekir. Ancak, davanın açılması aşamasında aciz vesikasına ihtiyaç yoktur. Aciz vesikası, sonradan ikame edilebilen dava şartlarındandır. Alacaklı, yani tasarrufun iptali davasında davacı kişi davanın her aşamasında, temyiz süreci de dahil olmak üzere, aciz vesikasını mahkemeye sunabilir. Davanın başında geçici aciz vesikasını sunan davacı, daha sonra kesin aciz vesikasını dosyaya ibraz etmek zorundadır. Borçlunun haczi kabil malı olmadığını gösteren haciz tutanağı da aciz vesikası yerine geçer.

Yargıtay -aciz belgesi sunulmamış olmasına rağmen- takip dosyasının içeriğinden borçlunun mallarına haciz konulmasını önlemek amacıyla sürekli adres değiştirdiği hallerde de alacaklının iptali davası açabileceğin sonucuna varmaktadır.

c) Borçlu hakkında başlatılmış olan icra takibinin kesinleşmiş olması gerekir; hakkında icra takibi başlatılan kişi icra takibine itiraz ederse veya usulüne uygun kendisine tebligat yapılmamışsa icra takibinin kesinleşmesinden bahsedilemeyeceğinden söz konusu icra takibi üzerinden de borçlu hakkında tasarrufun iptali davası açılması mümkün değildir.

d) İcra iflas Kanunu’nun 277. ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için iptali talep edilen tasarrufun, icra takibi konusu edilen borcun doğum tarihinden sonra yapılması gerekir.

Tasarrufun İptali Davasında Hak Düşürücü Süre

Tasarrufun iptali davalarında zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre vardır.

İİK 278. ve devamı maddelerine göre borçlu tarafından, “ivazsız” veya “aciz halinde” yapılan tasarrufların butlan kabul edilmesi; borçlunun aciz halinin doğmasından veya iflasının açılmasından geriye doğru aciz haline veya iflas etmesine sebep olan tasarrufa kadar olan süre içerisinde yapılan tasarrufları kapsar. Ancak bu süre 2 yılı geçemez.

İİK 280. maddesince, borçlu tarafından alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan tasarruflara karşı dava açma hak düşürücü süresi; tasarruf işlemin alacaklı tarafından bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde bu tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine iptal davası açılabilir.

Tasarrufun İptali Davalarında Görevli Mahkeme

Tasarrufun iptali davalarına İİK.’nın 281. Maddesince genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar. Çokça yanılgıya düşülen bir husus ise dava konusu olan tasarrufun ticari bir ilişkiye dayalı olması durumunda davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasıdır. Ancak dava konusu tasarrufun hukuki mahiyetine bakılmaksızın görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

                                      MUVAZAALI TAKİP İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

Muvazaa nedenine dayalı iptal davaları” ile “İİK 277 vd. dayalı iptal davaları” arasında sadece güttükleri “amaç” bakımından bir benzerlik bulunmadığı; İİK 277 vd. dayalı iptal davalarının “borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış olan bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için” açıldığı, buna karşın muvazaa davalarının ise “alacaklı ve borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi” amaçladığı, bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının icra takibine geçmesine ve aciz belgesi almasına gerek bulunmadığı sadece davacının, danışıklı (muvazaalı) işlemde bulunmuş olan kişide bir alacağının bulunmasının yeterli olduğu, İİK’nın 277 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan iptal davası açma hakkının, davacının genel hükümlere (BK 18) dayanarak “muvazaa davasını açmasına engel teşkil etmediği, davacının muvazaa iddiasını kanıtlaması durumunda, iddianın dava konusu taşınmazın aynına ilişkin olmayıp, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek, dava sonucunda İİK’nın 283/I. maddesinin benzetme yoluyla (kıyasen) uygulanarak “iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmesi” yönünde hüküm kurulması gerekeceğini”

• “Davacı-alacaklının dilerse BK’nın 18. maddesine göre, dilerse İİK’nın 277 vd. göre ‘muvazaa sebebiyle’ iptal davası açabileceğini; HUMK’nın 76. maddesine göre ‘bir davada ileri sürülen maddi olgu ve bulgulara göre yasa maddelerini bulmak ve davanın hukuki nitelendirmesi yapmanın hakimin doğrudan görevi olduğunu”59 E. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu konudaki içtihatlarında;

• “Muvazaalı icra takibinin iptali için iptal davası açılabileceğini”

• “İİK 277 vd. göre ‘tasarrufun iptali davası’ açılabilmesi için, davacının davalıdaki alacağından dolayı yaptığı icra takibinin kesinleşmiş olması ve bu takip (ler) sonucu alacaklının ‘aciz belgesi’ne dayanması gerekirse de, davacı-alacaklı tarafından açılmış veya açılacak alacak (tazminat) davasını sonuçsuz (karşılıksız) bırakmak amacı ile kötü niyetli borçlu-davalı ile diğer davalı üçüncü kişi arasında yapılmış olan danışıklı (muvazaalı) mal kaçılmaya yönelik hukuki işlemlerin (tasarrufların) iptali için de -BK 18’e dayalı olarakiptal davası açılabileceğini, bu davanın dinlenebilmesi için, davacı-alacaklının ayrıca ‘aciz belgesi’ ibraz etmesine gerek bulunmadığını”

• “Muvazaanın ‘tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan haksız eylem niteliğinde anlaşmaları’ olduğunu, muvazaa iddiasının her zaman ileri sürülebileceğini (bu durumda zamanaşımının söz konusu olmayacağını)”

• “Danışıklı (muvazaalı) işlem (BK. 18) nedeniyle, hakları zarara uğratılan üçüncü kişilerin, bu danışıklı (muvazaalı) işlemin geçersizliğini ileri sürebileceklerini, çünkü danışıklı (muvazaalı) bir hukuki işlemin onlara karşı işlenmiş bir ‘haksız fiil’ niteliğinde olduğu, ‘desteklerini öldüren’ davalının (ya da ‘trafik kazasında yaralanmasına neden olan’ davalının veya ‘boşanma davasına bağlı olarak açılan maddi/veya manevi tazminat davalarında, boşandığı eşinin’) diğer davalıya-kendilerine tazminat ödememek için- yaptığı danışıklı (muvazaalı) satış işleminin iptali istemiyle davacılar (alacaklılar) tarafından açılan iptal davasında, davacıların açtıkları tazminat (ya da ceza) davasının sonucunun beklenilmeden, davacıların davalıdan ne kadar alacaklı olduğu belirlenmeden, iptal davasının sonuçlandırılamayacağını”

• “Davacı alacaklı tarafından ‘kendisine borçlu olan davalı ile diğer davalı üçüncü kişi arasındaki işlemin, danışıklı (muvazaalı) olduğu, kendisini alacağından yoksun bırakmak amacıyla yapılmış olduğu ileri sürülerek BK 18’e dayanılarak iptal davası açılabileceğini, bu davanın dinlenebilmesi için, davacı-alacaklının ayrıca ‘aciz belgesi’ne dayanmak zorunda olmadığı, davadan muvazaanın varlığının anlaşılması halinde, İİK 283/1’e göre ‘iptal ve tescil olmaksızın taşınmazın haciz ve satışının istenebileceğine’ karar verilmesi gerekeceğini”

• “Muvazaalı işlemler (haciz, satış, ipotek vs.) hakkında iptal davası açabileceğini”

• “18 yaşını henüz doldurmuş birinin, satın alma tarihine çok yakın tarihlerde yapılmış olan kira sözleşmeleriyle gelir sağlayacağının ve bu gelirle 4.865.000.000 TL bedelle taşınmaz satın alacağının kabulünün hayatın olan akışına ters düşeceğinden, davacının, davalı borçlu hakkında, alacağının tahsili için yaptığı icra takibinden sonra, davalı borçlu ile diğer davalı kızı arasındaki satışın muvazaalı olduğu sonucuna varılarak açılan iptal davasının kabulü doğrultusunda karar verilmesi gerekeceğini”. • “Alacaklı sıfatı ile borçlu ve onunla işlemde bulunan 3. kişi aleyhine açılan ‘borçlunun 3. kişiyle yaptığı muvazaalı satış işleminin iptali’ davasında, icra takibinin kesinleşmesi yeterli olmayıp aynı zamanda takip konusu alacağında kesinleşmesi gerekeceğinden, borçlu tarafından alacaklıya karşı açılıp devam eden olumsuz tespit davasının sonucunun, iptal davası için ‘bekletici mesele’ oluşturacağını” belirtmiştir.

Ziyaretçi Yorumları - 3 Yorum
  1. Fatma dedi ki:

    Tarafıma icra takibi yapılmış 5 gün önce mağzadan ürün almıştım 2 ay taksitimi ödiyemedim avukat bey icra takibini nasıl durdurabilirim

    1. alpserhukuk dedi ki:

      Ürün bedeli belli olduğundan itiraz etmeniz durumunda mahkeme kanalı ile icra inkar tazminatına mahkum olacaksınız. İlamsız takip yapıldı ise 7 gün içerisinde icra müdürlüğüne borca itiraz ettiğinizi bildirebilirsiniz; ancak tavsiyem itiraz etmeyip karşı tarafla anlaşma yoluna gitmeniz olacaktır. Neticede borcunuzu kabul etmektesiniz.

Bir Yorum Yazın

Hemen Ara