Ataköy 7-8-9-10 Mah. D-100 Güney Yanyolu Nef 22 E Blok 9. Kat D:145 Bakırköy / İSTANBUL Tel : +905356887527
trende

Cinsel istismar suçu

29.03.2022
378
Cinsel istismar suçu

Cinsel istismar; bir çocuğun rızası olmadan veya fesada uğratılmış bir irade ile rızası alınarak veya fiziksel ya da psikolojik baskıya maruz kalarak cinsel amaçlar için kullanılmasıdır.Türk Ceza Kanununda çocukların cinsel istismarı suçu, kanunun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde 103. maddede düzenlenmiştir. Yargıtay’a göre TCK md.103 kapsamında suçun oluşabilmesi için bu davranışların bedensel temas şeklinde olması gereklidir. Aksi durumda bu davranış, gerekli koşulların sağlanmasıyla birlikte çocuğun cinsel tacizi suçunu oluşturabilir. Örneğin, çocuğun kalçasına dokunmak gibi bir bedensel temas cinsel istismarı, hiçbir temas olmadan bunun çocuğa söylenmesi veya cinsel organın gösterilmesi cinsel tacizi oluşturacaktır. Çocukların cinsel istismarı suçu ile suçla korunan hukuki değer kişinin cinsel özgürlüğü ve cinsel dokunulmazlığıdır. 103. Maddenin 5. ve 6. fıkralarında düzenlenen suçun neticesi sebebiyle ağırlaşan halleri bakımından ise kişinin cinsel dokunulmazlığının yanı sıra vücut bütünlüğü ve yaşam hakları korunmaktadır.

Çocukların cinsel istismarı Madde 103

1)Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

Cinsel istismar deyiminden;

a-On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b-Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

2)Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz. Çocukların cinsel istismarı suçunun manevi unsuru kasttır. Cinsel tatmin ve benzeri herhangi bir saik bu suç bakımından aranmamaktadır. Failin mağdura karşı cinsel amaçlı davranışlarda bulunması suçun oluşması için yeterlidir.

Türk Ceza Kanununun 22. Maddesinin 1. Fıkrasına göre; suça ilişkin taksirli halin varlığı ayrıca düzenlenmediğinden suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

MAĞDUR

Çocukların cinsel istismarı suçu, TCK’nın ‘’ cinsel dokunulmazlığına karşı suçlar’’ bölümünde ve 103. Maddesinde düzenlenmiştir. Cinsel istismar suçunun mağduru erkek veya kız çocuğu olabileceği gibi suçun faili de erkek, kadın veya 18 yaşını doldurmamış çocuklar olabilir.

Ergin kişiler bu suçun mağduru olamayıp, suçun mağdurları üçe ayrılmaktadır:

– Onbeş yaşını tamamlamamış çocuklar

– Onbeş yaşını tamamlamış olup, kendisine yönelmiş olan fiilin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar

– Onbeş yaşını tamamlamış olup, hile, tehdit, cebir veya iradeyi sakatlayan başka bir nedenle eyleme maruz kalan çocuklar

• Suçun mağduru her koşulda çocuk olacağından, mağdurun TCK md. 6/1-b’ye göre onsekiz yaşını doldurmamış bir kişi olması gerekmektedir.

FAİL

Bu suçun faili herkes olabilmektedir. Kanun hükmü failin cinsiyeti hakkında da herhangi bir sınırlamaya gitmemiştir. Fail ile mağdurun cinsiyeti aynı olabileceği gibi farklı olması da mümkündür. Madde metninde mağdurun yaşı hakkında özel düzenleme yapılmışsa da failin yaşı bakımından cinsiyetinde de olduğu gibi herhangi bir sınırlandırma mevcut değildir.

SUÇUN NİTELİKLİ HALLERİ

Sarkıntılık

Sarkıntılık; mağdurun cinsel dokunulmazlığını ağır ölçüde zedelemeyen ani ve sürekli olmayan cinsel nitelikteki davranışlardır. Sarkıntılık bu sebeple cinsel dokunulmazlığa karşı gerçekleştirilen fiillerin en hafifi sayılabilmektedir. Her ne kadar hafif nitelikli bir fiil olsa da sarkıntılık için de vücuda temasın gerçekleşmesi zorunludur. Ayrıca temasın vücudun hangi bölgesine gerçekleştirildiği önemli olmayıp eylemin cinsel amaç ihtiva etmesi sarkıntılık suçunun oluşması için yeterlidir.

Suçun Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi

Bu nitelikli halle anlatılmak istenen suçun icrai hareketlerinin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesidir. Taraflar arasında en geç suç işlenirken birlikte hareket etme iradesinin mevcudiyeti söz konusu nitelikli hal bakımından aranmaktadır. Nitelikli halin uygulanması için suçun tamamlanması aranmamakta olup teşebbüs aşamasında kalması halinde de nitelikli hal uygulama alanı bulabilir.

Toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunun bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi

İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğu bulunan alanlarda bu alanların sağladığı kolaylıkla suçun işlenmesi Türk Ceza Kanununda nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu yerlere örnek olarak hastane ve yurtlar verilebilecektir.

Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi

Kanunda taraflar arasındaki yakınlık sebebiyle suçun işlenmesinin kolaylaşmasının önüne geçilmesi amacıyla söz konusu nitelikli hal düzenlenmiştir. Madde metninde sayılan kişilerin yaşı küçük mağdura karşı suça konu cinsel istismar fiilini gerçekleştirmeleri halinde bu kişiler nitelikli halden sorumlu olacaklardır. Burada dikkat edilmesi gereken husus Türk Ceza Kanunu ile Türk Medeni Kanununun çelişir halidir. Türk Medeni Kanunu evlilik ilişkisinin sona ermesiyle kayın hısımlığının sona ermeyeceğini düzenlemişse de bu nitelikli hal bakımından boşanmadan sonra kayın hısımlığının varlığı kabul edilemeyecektir.

Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesi

Türk Ceza Kanununun 103 maddesinin 3. fıkrasında istismarın belirtilen kişiler tarafından işlenmesi cezayı ağırlaştıran neden olarak düzenlenmiştir. Kişide bu sıfatların bulunmasının yanı sıra gerçekleştirilen bu sıfatların yaptıkların işlerdeki yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi

Türk Ceza Kanununun 6. Maddesinin 1. Fıkrasının c bendine göre kamu görevlisi; “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,” olarak tanımlanmıştır. Buna göre bu tanım kapsamındaki kişilerin kamu gücünü kötüye kullanarak mağdur üzerinde cinsel davranışlarda bulunması halinde söz konusu nitelikli hal oluşur.

Suçun cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi

Türk Ceza Kanununun 103. Maddesinin 4. Fıkrasına göre istismarın 15 yaş altındaki kişiye veya 15 yaşını tamamlamış olup da durumu algılama yeteneği bulunmayan kişilere karşı cevir ve tehdit kullanılması suretiyle işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNDA YAŞTA ‘’HATA’’

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuzda “Hata” hükümleri Birinci Kitap Genel Hükümler/İkinci Kısım/Birinci Bölüm: Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler başlığı altında 30. Maddede düzenlenmiş bulunmaktadır.

Failin suç işlerken hata ederek suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmemesi halinde failin kasten hareket etmediği kabul edilir. Ancak bu tümüyle cezasızlık hali de değildir. Kasten hareket etmemiş olsa dahi failin taksirli (kusurlu) sorumluluk hali saklı olup taksirle suç işlemekten ceza alması mümkündür.

TCK 30. Maddenin tam metni şu şekildedir.

MADDE 30 –

(1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.

(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(4) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.

Türk Ceza Kanunumuzda “hataya” dair hükümleri yukarıda anlatılan şekilde olmakla beraber Hata Hükümlerinin Cinsel İstismar Suçuna Uygulanması’nın da söz konusu olduğunu belirtmek isteriz.

Özellikle Yargıtay’ın Çocuğun cinsel istismar suçuna dair failin yargılanmasında Mğdurun hastane kayıtları olmaması durumlarında, faildeki manevi unsurun irdelenmesine dikkat çektiği görülmektedir. Cinsel istismar

Yargıtay 14. Ceza Dairesi bir çok kararında “fiziken büyük görünen mağdurenin yaşının sanık tarafından büyük zannedilmesi, esasen mağdurenin de yaşının büyük olduğunu söylemesi” hatta bu yöndeki savunmaların dikkate alınarak hata hükümlerinin uygulanma koşullarının tartışılması gerektiğini belirtmektedir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız cinsel istismar vb. gibi ciddiyet ve disiplin gerektiren ceza hukuku kapsamındaki konularda dava açma, savunma hakları konusunda bilgi sahibi olunması gerekir. Sorununuzun temelini avukatınıza belirttiğiniz zaman sizin ne tür bir dava açmanız gerektiği konusunda sizi anında yönlendirecektir. Hak kaybına uğramamanız ve sürecin olumlu ilerlemesi adına mutlaka bir avukata danışın.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Hemen Ara