Ataköy 7-8-9-10 Mah. D-100 Güney Yanyolu Nef 22 E Blok 9. Kat D:145 Bakırköy / İSTANBUL Tel : +905356887527
trende

VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI

05.09.2022
321
VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedir?

Vekalet görevinin kötüye kullanılması; vekilin vekalet ilişkisi çerçevesinde üstlendiği iş ve hizmetleri sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı yapması, vekil edeni zararlandırıcı davranışlarla zarara uğratması anlamına gelir (BK m.506). Örneğin, vekilin vekil edenin arzusuna aykırı olarak üçüncü bir kişiyle birlikte hareket ederek gayrimenkulü düşük bir bedelle üçüncü kişiye devretmesi vekalet görevinin kötüye kullanılmasıdır. Bu durumda, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılarak gayrimenkul yeniden vekil edenin mülkiyetine geri kazandırılmaktadır.

Vekalet akdi, tarafların karşılıklı güvenine dayanan, güven ilişkisinin en yoğun olduğu akit türüdür. Bu güven ilişkisi vekile, vekil eden kişinin yararına ve iradesine uygun davranma yükümlülüğü yükler. Vekilin, vekil eden kişinin yararına ve iradesine aykırı her türlü eylem ve işlemi vekalet görevinin kötüye kullanılması anlamına gelir, bu durum da vekilin sorumluluğuna yol açar.

Vekil, vekalet görevini sadakat ve özen içinde yürütmek zorundadır.

Vekaletin Kapsamı Nasıl Belirlenir?

Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar.

Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz (BK m.504).

Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur (Y1HD-K.2020/117).

Vekilin Borç ve Yükümlülükleri

1. Verilen Talimata Uygun İfa Borcu

Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz (BK m.505).

Davacı (vekalet veren) ile davalı (vekil) arasında vekalet sözleşmesi bulunmakta olup, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Davalının, çektiği teminat bedelini davacının talimatı ile alacaklısına ödediğine ilişkin savunmasına karşılık, davacı böyle bir talimat vermediğini ileri sürdüğüne göre, bu konuda talimat aldığını savunan davalı (vekil) bu iddiasını yasal delillerle ispatlamalıdır (Y13HD-K.2017/1606).

2. Vekilin Şahsen İfa, Sadakat ve Özen Gösterme Borcu

Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır (TBK m.506).

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez (Y1HD-K.2020/117). Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil hakkında benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınarak sorumluluk yoluna gidilir.

Vekil, yetkisi dışına çıkarak işi başkasına gördürdüğünde, onun fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur. Vekil başkasına vekâlet vermeye yetkili ise, sadece seçmede ve talimat vermede gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Vekâlet veren, her iki durumda da vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip olduğu hakları, doğrudan doğruya o kişiye karşı ileri sürebilir (TBK m.507).

3. Vekilin Hesap Verme Borcu

Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür (TBK m.508).

Vekil, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 508/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır (Y13HD-K.2017/2635).

4. Edinilen Hakların Vekâlet Verene Geçişi

Vekilin, kendi adına ve vekâlet veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda, kendiliğinden vekâlet verene geçer.

Vekilin iflası hâlinde vekâlet veren, bu alacağın kendisine geçmiş olduğunu iflas masasına karşı da ileri sürebilir.

Vekâlet veren, vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına edinmiş olduğu taşınır eşyanın iflas masasından ayrılarak kendisine verilmesini isteyebilir. Vekilin sahip olduğu hapis hakkından iflas masası da yararlanır (TBK m.509).

Vekâlet Verenin Borçları

Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür. Vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekâlet verenden isteyebilir. Ancak vekâlet veren, kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir (TBK m.510).

Bir kişiye birlikte vekâlet verenler, vekile karşı müteselsil olarak sorumludurlar. Vekâleti birlikte üstlenenler, vekâletin ifasından müteselsil olarak sorumludurlar ve yetkilerini başkalarına devir hakları olmadıkça, vekâlet vereni, ancak birlikte yaptıkları fiil ve işlemleriyle borç altına sokabilirler (TBK m.511).

İyiniyetli Üçüncü Kişinin Durumu

Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır (Y1HD-K.2020/6780).

Vekalet Görevinin Sona Ermesi

Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.512).

Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır. Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür (TBK m.513).

Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur (TBK M.514).

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Halinde Zamanaşımı

Zamanaşımı, alacak hakkının süresi içinde kullanılmaması nedeniyle artık dava edilebilme vasfını yitirmesini ifade eder. Zamanaşımına tabi hakların, kanunda belirlenen zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Süresinden sonra ileri sürülen haklar zamanaşımı itirazı ile karşılaşır.

Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı hak talepleri, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.

Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanan davaların herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmadığı gözetilerek, yukarıda belirtilen ilkeler de göz önüne alınmak sureti ile gerekli araştırmaların yapılması, delillerin toplanması, işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir (Y1HD-K.2020/1954).

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, üçüncü kişiler tarafından bilinmiyor veya bilinmesi gerekmiyor ise, vekalet görevinin kötüye kullanılması bir iç ilişki olarak kalır. Ancak, gayrimenkulün vekalet görevinin kötüye kullanılarak devredilmesi halinde, devralan vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyorsa, tapudaki tescil yolsuz tescil olacaktır. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur (TMK 1024/2). Kanundaki açıklamadan anlaşılacağı üzere, vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle yaratılan ve gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir.

Yolsuz tescil halinde, vekalet veren kişi, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açabilir.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması İspat

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190). Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m.6).

Vekalet görevinin kötüye kullanılması halinde, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını iddia eden taraf iddiasını ispatla mükelleftir. Elbette ispat yükü açısından yargılama usul kuralları gereği her somut olayda ayrı değerlendirme yapmak gerekir. Örneğin, tapu iptal ve tescil davasında, davalı tarafın satış bedelini vekile değil de davacı asile ödediğini ileri sürmesi halinde, ödemenin yapıldığını davalı taraf ispat etmelidir.

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Samet Varlı dedi ki:

    Arkadaşıma 2 ay önce vekalet verdim. Tapumu sattı para ödemesini tarafıma yapmadı. Bu durumda hukuki süreci nasıl takip etmeliyim avukat bey ?

    1. alpserhukuk dedi ki:

      Vekaleten malı satan kişi satıcı asile parayı ödediğini ispat etmelidir. Dolayısıyla dava açarsanız karşı taraf size ödeme yaptığını yazılı delille ispat edemez ise hakim lehinize tazminata hükmeder.

Bir Yorum Yazın

Hemen Ara